3 Nisan 2026

Av. Hacer Gizem Karataş
İstanbul Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi, Kamu Hukuku Doktora Öğrencisi
gizem.karatas02@bilgiedu.net
Sürdürülebilirlik Raporlamalarında GRI Standartlarının Rolü ve Sınırları
Giriş
United Nations Global Compact (“GC”) dünyanın en büyük sürdürülebilirlik girişimi olarak tanımlanmaktadır.[1] GC üyesi şirketlerin diğer şirketlere kıyasla belirli raporlamaları yapmaya ve herhangi bir zorunluluk olmamasına rağmen finansal olmayan beyanlarını bağımsız denetime sunmaya daha sık karar verdikleri belirlenmiştir.[2] Sustainable Development Goals (“SDG”) ise evrensel olarak uygulanabilir ve ekonomik, sosyal ve çevresel olarak sınıflandırılmış şekilde belirlenen hedeflerden oluşan bir girişim olarak tanımlanmaktadır.[3] Ancak araştırmalar hem finansal olmayan raporlamalar hem de SDG’ler açısından şirketlerin yalnızca olumlu etkiler üzerinde yoğunlaştığını göstermekte, bu durumun sürdürülebilirliğin bütüncül yaklaşımıyla çelişkili olduğu ifade edilmektedir.[4] Bu sonuca benzer kaygılarla yıllar içinde birçok finansal olmayan raporlama standardı geliştirilmiş olup bunların en öne çıkanlarından birinin Global Reporting Initiative (“GRI”) olduğu söylenebilecektir.[5] 2024 yılı itibarıyla dünyanın en büyük şirketlerinden %77’sinin GRI standartlarını benimseyerek raporlama yaptığı bilinmektedir.[6] Bu çalışmada ise öncelikle bu raporlamalarla ilgili araştırmalarda yer alan ampirik bulgular, tespitler ve eleştiriler GRI göstergelerinin SDG’ler ile uyumu, kapsamı ve yapısal sorunları temele alınarak derlenmeye, nihayetinde ise eleştirilere konu raporlama pratiklerinin somutlaştırılması için bazı örneklere değinilmeye çalışılacaktır.
GRI standartlarını kullanarak raporlamalar yapan şirketlerin, kendi bağımsız standartlarını kullanarak yapanlara oranla SDG hedeflerini dikkate alma olasılıklarının daha yüksek olduğu tespit edilmiştir.[7] GRI’ın yolsuzlukla mücadele, cinsiyet politikaları gibi analizleri gerektirmesi sebebiyle diğer standartlar arasında olumlu olarak öne çıktığı da ifade edilmektedir.[8] Özellikle G4 kılavuzunun diğer yönergelerin aksine SDG’lerin uygulanması bakımından farklı hedefler arasındaki etkileşimi göz ardı etmediği görüşü de belirtilmiştir.[9] GRI standartlarının küresel nitelikte olması sebebiyle bölgesel farklılıkları ortadan kaldırdığı yönünde olumlu yorumlar da vardır.[10] Hem küçük hem büyük şirketlerin yapısıyla uyumlu olmasının ve geniş bir paydaş yelpazesi için göstergeler sunuyor olmasının tercih edilme oranını artırdığı sonucuna da ulaşılmıştır.[11] Yine ekonomik etkiler bakımından altyapı geliştirme yöntemlerinin ve yatırımlarının yerel topluluklar ve ekosistemler üzerindeki olumsuz etkilerini, uygulayıcıların tedarikçileri üzerinde çevresel değerlendirmeler yapmalarını ve olumsuz etkilere neden olan tedarikçilerden uzaklaşarak tedarik uygulamalarını nasıl değiştirdiklerini göstermelerini gerektirmesi bakımından doğrudan SDG hedeflerine yönelik olduğu da ifade edilmiştir.[12] İspanya’da yapılan bir araştırmada, bir şirketin ne kadar çevresel GRI göstergesini detaylı raporlarsa SDG sıralamasındaki konumun da o kadar iyileştiği yönünde sonuca ulaşılmıştır.[13] Kanada’nın liman sektörü üzerinden gerçekleştirilen bir araştırmada ise GRI göstergelerinin emisyonlar, su kullanımı, biyolojik çeşitlilik kaybı ve atık yönetimi konuları ile doğrudan bağlantılı olması sebebiyle çevresel etkilerin daha şeffaf bir şekilde yönetilmesine katkıda bulunabileceğinden, SDG hedeflerine de daha yakın bir performans sergilemelerine yardımcı olabilecek özellikleri olduğundan bahsedilerek bu standartların uygulanmasının teşvik edilmesinin gerektiği sonucuna varılmıştır.[14] Bu bağlamda GRI’ın doğrudan liman faaliyetleriyle ilişkili tüm yenilenebilir ve yenilenemez enerji kaynaklarının, satın alınan elektriği dahi kapsayacak şekilde toplam enerji tüketiminin, liman sahası dışındaki tüm faaliyetlerin, enerji verimliliğini artırmaya yönelik operasyonel değişikliklerin, çalışanların davranışlarının, enerji azaltımı çerçevesinde ekipmanların dönüştürülmesi ve yenilenmesi süreçlerinin de hesaba katılmasını gerektirmesi olumlu bir özellik olarak değerlendirilmiştir.[15] Tüm bu çıkarımlar kapsamında GRI’ın, SDG hedeflerinin dikkate alınması açısından iyi bir yol gösterici olabileceği sonucuna varılabilecektir. Ancak şirketlerin bu yolu ne şekilde izleyeceği daha çok kendi inisiyatiflerinde olduğundan, GRI’ın tüm bu olumlu özelliklerine karşılık bazı eksik veya esnek olarak adlandırılabilecek yönlerinin eleştirildiği de görülmektedir.
GRI göstergelerinin ilişkili oldukları SDG’ler bakımından dağılımı üzerine yapılan bir araştırmada, şirketlerin raporlarında üzerinde yoğun olarak durulan insana yakışır iş ve ekonomik büyüme hedefinin tek başına 39 gösterge ile öne çıkarken, sürdürülebilir şehirler ve topluluklar ve amaçlar için ortaklıklar hedeflerinin yalnızca 2 gösterge ile temsil edildiği, 17 SDG’den 7’sinin 10’dan az göstergeyle, 6’sının 10 ila 20 göstergeyle, 4’ünün ise 20’den fazla göstergeyle ilişkili olduğu; 10 hedefte diğer hedeflerde bulunan göstergeler dışında özel göstergeye rastlanmadığı, sadece 5 hedefte özel göstergelerin oranının %10’un üzerine çıktığı ortaya konulmuştur.[16] Bununla bağlantılı olarak iklim eylemi, sudaki yaşam ve karasal yaşam hedefleri için kullanılan göstergelerin birbiriyle örtüşmesine dikkat çekilerek, şirketlerin öncelik verdiğinin bilindiği iklim eylemi hedefiyle ilişkili göstergelerin diğer çevresel hedefleri de kapsadığı yönündeki olası bir ön kabulün, sudaki yaşam ve karasal yaşam hedeflerine öncelik verilmemesinde etkili olduğu çıkarımında da bulunulmuştur.[17] Bunu doğrular bir şekilde, Türkiye’de faaliyet gösteren 12 otomotiv üreticisinin GRI göstergelerini kullanarak hazırladığı raporlar üzerinden yapılan bir araştırmada da özellikle bu sektör bazında malzeme dönüşümü, biyolojik çeşitliliğin korunması, çevresel rehabilitasyon, çevresel maliyetler gibi ileri düzey ve uzun vadeli sürdürülebilirlik boyutlarıyla ilişkilendirilebilecek göstergelerin raporlarda sınırlı bir biçimde yer almasının, SDG’lerin teşvik ettiği bütüncül çevresel vizyonla uyum göstermediği değerlendirilmiştir.[18] Bununla bağlantılı olarak bu şirketlerin hiçbirinin karasal yaşam hedefini ele almamış olması, otomotiv sektörünün deri ve kauçuk gibi kritik hammaddeleri kullandığı düşünüldüğünde, ormansızlaşma gibi konuların kapsam dışı bırakıldığını göstermesi açısından önemli bulunmuştur.[19]
G4 kılavuzuna uygun raporlama yaptığını beyan eden 201 büyük uluslararası şirketin yer aldığı bir örneklem üzerinden yapılan bir diğer araştırmada ise, şirketlerin %48’inin hazırladığı sürdürülebilirlik raporlarında kılavuzda yer alan sosyal standartların %52’sinin raporlanmadığı ve özellikle insan haklarıyla ilgili standartlara dair açıklamaların yapılmadığı sonucuna varılmıştır.[20] Araştırmada şirketlerin daha az sıklıkla raporlama yaptığı konular arasında işçi hakları uygulamalarının, insana yakışır yakışır iş ile ilgili standartların, doğum veya babalık izninin ardından işe dönüşün, görevlerinde hastalık riski taşıyan ya da yüksek riskli işlerde çalışan işçilerin oranının, iş sağlığı ve güvenliği programlarının izlenip izlenmediğinin ve bu konuda tavsiyelerde bulunulması amacıyla kurulan komitelerde işçi temsilcilerinin bulunup bulunmadığının, yeni tedarikçilere yönelik işçi hakları uygulamaları ile ilgili belirlenen gerekliliklerin ve tedarik zinciri boyunca meydana gelen olaylar ile ilgili taleplerin olduğu saptanmıştır.[21] Başka bir araştırmaya göre ise Borsa İstanbul Sürdürülebilirlik Endeksi’nde (BIST) yer alan 42 şirketten 28 şirketin sürdürülebilirlik raporu yayımladığı, bunlardan 26’sının ise GRI standartlarını benimsemiş olmasına karşılık tedarik zinciri ve diğer dolaylı emisyonları kapsayan Kapsam 3 (değer zinciri) sera gazı emisyonlarına ilişkin açıklama oranının oldukça düşük kaldığı ortaya konulmuştur.[22] Söz konusu sonuçlar değerlendirildiğinde salt SDG hedeflerine düşen GRI göstergelerindeki dengesizliğin giderilmesinin değil, her bir hedef için o hedefe özgü göstergelerin belirlenmesinin de önem arz ettiği anlaşılmaktadır.
GRI veri tabanından SDG hedeflerinin raporlandığına dair sonuçlara ulaşılabilmekteyse de raporların bu hedefleri ne kadar kapsadığı hakkında detaylı bilgi bu veri tabanında yer almamaktadır.[23] Yayımlanan raporlar üzerinden yapılan araştırmalarda ise GRI’ın gösterdiği yolun kullanımında sorunlar olduğu, bunun da GRI’ın bazı yapısal özelliklerinden kaynaklandığı tespit edilmiştir. Örneğin Türkiye’de faaliyet gösteren dokuz şirketin sürdürülebilirlik raporları üzerinden gerçekleştirilen bir araştırmada, GRI standartlarını aynı düzeyde uygulayan şirketlerin puanları arasında farklılıklar olduğuna dikkat çekilmiştir.[24] Başka bir araştırmada ise GRI’ın çevresel ve sosyal performans standartlarından oluşan bir “menü” sunduğu ve şirketlerin bu standartları à la carte tarzında seçtikleri, yani seçilen standartların sürdürülebilir kalkınmaya yönelik bütünsel bir yaklaşımı yansıtmayı zorunda kılmadığı eleştirisinin yapıldığı görülmektedir.[25] Otomotiv sektörü üzerine yapılan araştırmada çevresel göstergelerin orta düzeyde benimsendiği, sadece üç şirketin tam kapsama yakın rapor hazırladığı ortaya konulmuştur.[26] Sosyal göstergeler sayıca çok olmasına rağmen şirketler bu göstergeleri çok farklı düzeyde raporlamış, örneğin bazıları hepsini ya da neredeyse hepsini açıklamış, bazıları ise bu bilgilerin yarısından dahi azını paylaşmışlardır.[27] Raporlarda önemli farklılıklar olduğu, çoğunlukla özellikle sosyal ve çevresel boyutlarda boşlukların olduğu sonucuna varılarak standartlaştırılmış raporlama çerçevelerinin ve uyum mekanizmalarının bu boşlukların giderilmesine ve sektör genelinde şeffaflığın artırılmasına katkı sağlayabileceği önerisinde bulunulmuştur.[28]
GRI’a getirilen önemli eleştirilerden biri de sürdürülebilirlik performansı ölçülürken kullanılan farklı birimlerin (örneğin ekonomik performansın parasal terimlerle, çevresel ve sosyal boyutların ise doğada bulunan CO₂ eşdeğer emisyon veya cinsiyet dağılımı, eğitim harcamaları gibi çeşitli göstergelerle ifade edilmesi) sosyal boyutlara ilişkin unsurların diğerlerine göre orantısız biçimde fazla temsil edilmesine sebep olması üzerinedir.[29] Sürdürülebilirlik performansının ölçümünde farklı birimlerin kullanılması sorunu, GRI göstergelerinde sosyal unsurların görece fazla temsil edilmesiyle birleştiğinde, performansın sağlıklı bir biçimde değerlendirilmesini zorlaştırmakta ve bu durum önemli çarpıklıklara yol açabilmektedir.[30] Farklı ölçüm çerçevelerinin olguların farklı yönlerine atıfta bulunmasına ve hazır gösterge sistemlerinin kullanılmasının terminolojinin veya içeriğin göstergeyle belirtilen gerçek ile örtüşmemesi riski barındırmasına da dikkat çekilmiştir.[31]
Bir başka önemli bulgu ise kurumsal yöneticilerin sosyal sorumluluk faaliyetlerini büyük ölçüde gönüllü bir hayırseverlik tarzında uyguladığı ve bunu kamu imajı oluşturmak amacıyla yapmalarıdır.[32] Diğer şirketlere oranla daha fazla bilgi açıklayan şirketlerin dahi sosyal etkiyi anlamak ve ilişkili riskleri değerlendirmek için gerekli olan tüm göstergeleri raporlamadığı birden fazla araştırma ile ortaya konulmuştur.[33] Raporlarda açıklamalar yüzeysel kalsa da farklı alanların dahil edilmesiyle geniş kapsamlı bir görünüm elde edilebilmektedir.[34] İnsan haklarına, işçi haklarına ve yerel topluluklara yüksek taahhüt sergileyen şirketlere rastlanmaktaysa da hiçbir şirketin doğrudan faaliyetlerinde ve üretim zinciri ile ticari ilişkilerinde insan ve işçi hakları ihlallerini önlemek için somut mekanizmaların uygulandığını raporlayamadığı da ortaya konulmuştur.[35] Yine bu doğrultuda büyük şirketlerin ayrıntılı şekilde ve somut veriler öne sürmeksizin GRI yönergelerine uygun raporlama yaptıklarını iddia edebiliyor olmasının, gerçek sürdürülebilirlik sorunlarını gizleme pratiğini meşrulaştırdığı ve kurumsal sosyal sorumluluğun güvenilirliğini artırma yolunda bir engel teşkil ettiği çıkarımında da bulunulmuştur.[36] Vurgulanan bir diğer önemli husus, nicel ve söylem analizlerinin farklı öncelik hiyerarşilerinin olduğuna işaret etmesidir.[37] Raporların söylemlerinde çevresel sorumluluğun ön plana çıkarıldığı ve “enerji”, “emisyon”, “kaynak yönetimi” gibi eko-verimliliğin simgesi olan kavramların sıklıkla kullanıldığı tespit edilmiştir.[38] Ancak sürdürülebilirlik anlatılarında tematik görünürlüğün çoğu zaman gösterge temelli olarak kapsama düzeyinden ayrıştığı daha önceki araştırmalarla da ortaya konulmuş bir bulgudur ve bu durum şirketlerin çevresel konuları paydaş beklentilerini ve düzenleyici gereklilikleri karşılamak amacıyla stratejik olarak çerçevelendirdiklerini ortaya koymaktadır.[39] Bu bağlamda sosyal göstergelerin sayısal kapsama oranı daha yüksek olsa da söylem çerçevesinde hem de paydaş iletişiminde çevresel konuların baskın olduğu, bunun ise orantılı bir temel performans göstergesi vurgusundan ziyade sektörel önemlilik ve dışsal baskıların bir yansıması olduğu ortaya konulmuş ve kör noktaların giderilebilmesi için sektör bazında ayrı standartların belirlenmesi önerisi sunulmuştur.[40]
Başka bir araştırmada ise şirketlerin SDG gerekliliklerini yerine getirmek için GRI standartlarını kullanarak sosyal sorumluluk faaliyetlerini değerlendirmelerinin yeterli olmadığı, paydaşlarıyla güçlü ve sürekli bir iletişim ağını sağlamaları gerektiği sonucuna varılmıştır.[41] Tüm bunlarla bağlantılı görülebilecek şekilde, seçilen göstergelere göre yapılan raporlamanın doğruluğunun genellikle bağımsız dış aktörler tarafından denetlenmemesi de araştırmalarda eleştirilmiştir.[42] Bunun yanında yerel topluluklar üzerinde olumsuz etkisi olan tesislerin, yeni tedarikçilere yönelik olarak bu etkiler ile ilgili belirlenen gereklilikler ve tedarik zinciri boyunca meydana gelen olaylar ile bunlara bağlı taleplerle ilgili şeffaflık eksikliğinin olduğu da tespit edilmiştir.[43] Tüm bu tespitler ve öneriler değerlendirildiğinde sektör bazlı standartların düzenlenmesinin, ölçüm yöntemi ve birimlerinde yeknesaklığa gidilerek hem alanlar arasındaki dengenin hem de üretim süreçlerinin ve tedarik zincirinin etkisinin sosyal sorumluluk faaliyetleri yerine raporlamalara daha fazla dahil edilmesinin sağlanmasının gerektiği düşünülmektedir.
Ele alınan analitik araştırmaların ortaya koyduğu bulgular, daha ayrıntılı veya daha titiz raporlamalar neticesinde eleştirilerin bertaraf edilebileceği nitelikte raporların yapılabilmesinin mümkün olabileceği fikrini oluşturabilir. Ancak salt medyaya yansıyan ihlallere konu olmuş şirketlerin raporlamalarına bakıldığında, şeffaflık eksikliğinin ilk bakışta görülebileceği bir tablo ortaya çıkmaktadır. Bu bakımdan en temel sorunun, sistemin hâlen şirketlerin üretim süreçleri ile ilgili birçok gerçek bilgiyi saklamasına engel olmamasından ve bu bilgilerin ortaya çıkması durumunda hesap verebilirliği sağlayan bir mekanizmanın da bulunmamasından kaynaklandığı düşünülmektedir. Bu sayede şirketler, yukarıdaki araştırmaların da değerlendirdiği üzere istedikleri bilgileri açıklayıp istediklerini gizli tutarken, gizli tutulan bilgiler ortaya çıksa dahi ertesi yıl aynı yöntemle sürdürülebilirlik raporlamalarını hazırlayabilmektedirler.
Örneğin GRI standartlarına göre raporlama yapan şirketlerden biri olan Coca-Cola’nın 2024 raporunda hedeflerinden birinin “su nötrlüğünü hedefleyerek toplum temelli projeler aracılığıyla su stresi altındaki bölgelerde suyun sürdürülebilir şekilde erişilebilir olmasını sağlamaya katkıda bulunmak” olduğu ve riskleri minimize etmek için “yerel topluluklarla işbirliği” yaptığını beyan ettiği görülmektedir.[44] Ancak daha önce global ölçekte Hindistan gibi başkaca bazı ülkelerde de ismi aynı türden hak ihlalleri ile birlikte geçen, 2016’da İzmir’de yerel halkın su bakımından karşı karşıya kaldığı zorluklara karşılık devlet imtiyazı ile ücretsiz su kullanımına izin verildiği yönünde hakkında haberler yapılan şirket ile ilgili olarak 2026’da da verilen ÇED onayı ile Isparta’nın içme suyunun %7.1’ini kullanacağı yönünde bilgiler ortaya çıkmıştır.[45] Şirket su kullanımına dair bu ayrıntılara raporlarında yer vermemekle beraber, su kullanımını minimize ettiğini beyan ederek temiz su ve sanitasyon, iklim eylemi, sudaki yaşam ve karasal yaşam SDG’lerini bu iddiasıyla ilişkilendirmiştir.[46]
GRI standartlarını benimseyerek raporlama yaptığını beyan eden bir başka şirket olan ve hızlı yemek (fast food) sektöründe Burger King, Popeyes, Arby’s ve Subway gibi markaları bünyesinde barındıran TAB Gıda’nın raporunda 2024 yılı itibarıyla ilgili sektörde sürdürülebilirliğe yön veren dört temel eğilimden ilkinin daha sağlıklı, daha düşük karbon ayak izli ve etik üretim arayışındaki ana akım tüketicilerin de ilgisini çeken bitki bazlı gıdalar ve alternatif protein olduğu belirtilerek, bu yönde atılan tek adım olarak Plant Base Whopper isimli tek bir üründen bahsedildiği ve sadece bu ürünün menüye eklenmesiyle hayvansal ürün üretiminden kaynaklanan su tüketiminin ve sera gazı emisyonu gibi çevresel etkilerin azaltıldığı, hayvansal ürünleri tercih etmeyen tüketicilere de bir ürün sağlandığı iddiasında olunduğu görülmektedir.[47] Aynı raporda hayvan refahı başlığı altında ise atılan her adımda daha sorumlu, daha duyarlı ve daha sürdürülebilir bir gıda sistemine katkı sağlamanın hedeflendiği, bu bağlamda yeterli ve uygun beslenme, konforlu ve uygun şartların sağlandığı ortamda bulunma, ağrı, yaralanma ve hastalıklardan korunma, korku ve stresten uzak durma, normal hayvan davranışlarının gösterilebileceği ortamda yetişme kriterlerinin esas alındığı belirtilmiştir.[48] Ancak bir milletvekilinin ortaya çıkardığı ve medyaya yansıyan haberlere göre canlı hayvan ithalatında en fazla paya sahip şirketlerden biri olan TAB Gıda’nın binlerce hayvanın gemilerde taşındığı hayvan nakliyatını tedarik zinciri içinde barındırması sebebiyle bu şartlara uygun bir süreç yürütmesinin imkânsız olduğu da ortaya çıkmıştır.[49]
GRI standartlarını kullanarak raporlama yaptığını beyan eden bir diğer şirket ise maden projeleri ile yarattığı çevresel tahribat ve faaliyet gösterdiği alanlarda yerel halkın tepkisiyle karşılaşan Eti Bakır’dır. Raporda çevre müfettişleri projesi ile bölgesel çevre sorunlarına duyarlılığın artırılarak yerel paydaşlar arasında güçlü bir sürdürülebilirlik kültürünün gelişmesine katkı sunulduğu belirtilmekte, Eti Bakır’ın faaliyet gösterdiği tüm bölgelerde doğal yaşamı ve ekosistem bütünlüğünü korumayı temel bir sorumluluk olarak görerek biyoçeşitlilik yönetimini yasal gerekliliklerin yanı sıra habitatları iyileştirme, ekosistem hizmetlerini koruma ilkeleri doğrultusunda gerçekleştirdiği beyan edilmektedir.[50]
Raporların her birinde incelenen araştırmaların da çıktıları arasında yer aldığı üzere göstergelerle ilintili veya ilintisiz birçok ayrıntının ve uzun anlatımların yer aldığı görülmekte, ancak raporlarda birçok bilgi yer almasına karşılık şeffaflığın sağlanmadığı anlaşılmaktadır. Açıklanan bilgilerin SDG’lerle bağlantısının sistematik olmayan bir biçimde kurulmasının veya belli bilgilerin belli bağlamlarda verilmesinin önünde engel bulunmadığı da görülmektedir. Bu durum GRI standartlarının iyi bir kılavuz olma potansiyeli bulunsa da bu işlevin yerine getirilmesini sağlayacak olanın yine şirketlerin tercihlerine bağlı olduğunu göstermektedir. Şirketlerin inisiyatifine bırakılmış şeffaflık oranının da uygulamada oldukça düşük olduğu anlaşıldığından yapısal sorunların giderilmesinin yanında merkezi bir denetim mekanizmasının bulunmaması halinde hedeflenen şeffaflığa erişimin mümkün olamayacağı düşünülmektedir.
Sonuç
Ampirik bulgular hem GRI standartlarının şirketlere olabildiğince şeffaf ve SDG’lere yönelik raporlamalar yapmak konusunda yönlendirici işlevlerinin bulunduğunu ortaya koyarken, bazı SDG’lerin diğerlerine oranla daha az gösterge ile temsil ediliyor olmasının uygulamada yarattığı sorunlara da dikkat çekildiği görülmektedir. Birbirlerine yakın konulardaki SDG’lerin ortak göstergelerle temsil ediliyor olması, şirketlerin belli göstergeleri seçme ve doğrudan üretimleri ya da tedarik zincirleri nedeniyle ortaya çıkan etkileri açıklamak yerine sosyal yardımları üzerinde durma yönündeki eğilimleriyle birleştiğinde, sürdürülebilirlik raporlarının hedeflenen bütüncül yaklaşımdan uzaklaştığı ve gereken şeffaflığı ortaya koyamadığı bir tabloyu ortaya çıkmaktadır. Farklı ölçüm yöntemlerinin ve birimlerinin benimsenebilmesi konusundaki esneklik de hem şirketlerin bu yönelimlerini kolaylaştırmakta, hem de ortaya konulan çıktılar bakımından güvenilirliği zedelemektedir. Bu bakımdan derlenen araştırmaları gerçekleştiren araştırmacılar bakımından da önerildiği üzere GRI göstergelerin dağılımlarının SDG’lerin her biriyle orantılı olarak düzenlenmesi, sektörler bazında belli başlı göstergelerin mutlaka açıklanması gibi özel düzenlemelerin yapılması, ölçümler ve birimler bakımından yeknesak yöntemlerin ve terimlerin belirlenmesi, sosyal sorumluluk faaliyetleri yerine doğrudan üretim ve tedarik zincirinin etkilerinin mutlaka raporlamalara dahil edilmesini sağlayacak şekilde göstergelerin gözden geçirilmesi ve dönüştürülmesi gerekliliklerinin bulunduğu düşünülmektedir. Ancak tüm bu çıkarımların ötesinde temel sorunun, sistemin hâlen şirketlerin üretim süreçleri ile ilgili birçok gerçek bilgiyi saklamasına engel olamamasından ve bu bilgilerin ortaya çıkması durumunda hesap verebilirliği sağlayan bir mekanizmanın da bulunmamasından kaynaklandığı ve tam şeffaflığın sağlanamaması halinde bu önerilerin de çözüm oluşturamayacağı düşünülmektedir.
Kaynakça
Campillo-Alhama, Concepción ve Igual-Antón, Diego, “Corporate Social Responsibility Strategies in Spanish Electric Cooperatives: Analysis of Stakeholder Management”, Sustainability, Cilt 13, Sayı 12, 2021, Makale 6810.
Cubilla-Montilla, Mitzi, Nieto-Librero, Ana-Belén, Galindo-Villardón, Ma Purificación, Vicente Galindo, Ma Purificación ve Garcia-Sanchez, Isabel-María, “Are cultural values sufficient to improve stakeholder engagement human and labour right issues?”, Corporate Social Responsibility and Environmental Management, Cilt 26, Sayı 4, 2019, ss. 938-955.
Dindar, Efsun, “Performance Evaluation of Economic, Environmental, and Social Sustainability and GRI-Based SDG Disclosures in Turkey’s Automotive Sector”, Sustainability, Cilt: 17, Sayı:19, 2025, Makale 8905.
Elalfy, Amr, Weber, Olaf ve Goebey, Sean, “The Sustainable Development Goals (SDGs): a rising tide lifts all boats? Global reporting implications in a post SDGs world”, Journal of Applied Accounting Research, Cilt 22, Sayı 3, 2021, ss. 557–575.
Erin, Olayinka Adedayo ve Olojede, Paul, “Do financial reporting practices matter in SDG disclosure? An exploratory study”, Meditari Accountancy Research, Cilt 32, Sayı 4, 2024, ss. 1398–1422.
Goswami, Kuntal ve Islam, Mohammed Kazi Saidul, “A Case Study on the Blended Reporting Phenomenon: A Comparative Analysis of Voluntary Reporting Frameworks and Standards-GRI, IR, SASB, and CDP”, The International Journal of Sustainability Policy and Practice, Cilt 19, Sayı 2, 2023, ss. 35–64.
Gutiérrez-Ponce, Herenia, “Sustainability as a strategy base in Spanish firms: Sustainability reports and performance on the sustainable development goals”, Sustainable Development, Cilt 31, Sayı 4, 2023, ss. 3008–3023.
Krasodomska, Joanna ve Zieniuk, Paweł, “Reporting on Sustainable Development Goals in the European Union: what drives companies’ decisions?”, Competitiveness Review, Cilt 33, Sayı 1, 2023, ss. 120–146.
MacNeil, Jennifer L., Adams, Michelle ve Walker, Tony R, “Development of Framework for Improved Sustainability in the Canadian Port Sector”, Sustainability, Cilt 13, Sayı 21, 2021, Makale 11980.
Sigurðsson, Kjartan, Wójcik-Jurkiewicz, Magdalena, Zieniuk, Paweł, “Voluntary Corporate Social Responsibility Reporting and Assurance Practices among United Nations Global Compact Member Companies”, International Entrepreneurship Review, Cilt 9, Sayı 4, 2023, ss. 21-36.
Spallini, Sabrina, Milone, Virginia, Nisio, Antonio ve Romanazzi, Patrizia, “The Dimension of Sustainability: A Comparative Analysis of Broadness of Information in Italian Companies”, Sustainability, Cilt 13, Sayı 3, 2021, Makale 1457.
Szennay, Áron, Szigeti, Cecília, Kovács, Norbert ve Szabó, Dániel Róbert, “Through the Blurry Looking Glass-SDGs in the GRI Reports”, Resources, Cilt 8, Sayı 2, 2019, Makale 101.
[1] Sigurðsson, Kjartan, Wójcik-Jurkiewicz, Magdalena, Zieniuk, Paweł, “Voluntary Corporate Social Responsibility Reporting and Assurance Practices among United Nations Global Compact Member Companies”, International Entrepreneurship Review, Cilt 9, Sayı 4, 2023, ss. 21-36, s. 22.
[2] a.g.e., s. 33.
[3] Campillo-Alhama, Concepción ve Igual-Antón, Diego, “Corporate Social Responsibility Strategies in Spanish Electric Cooperatives: Analysis of Stakeholder Management”, Sustainability, Cilt 13, Sayı 12, 2021, Makale 6810, s. 6 ve 7.
[4] Szennay, Áron, Szigeti, Cecília, Kovács, Norbert ve Szabó, Dániel Róbert, “Through the Blurry Looking Glass-SDGs in the GRI Reports”, Resources, Cilt 8, Sayı 2, 2019, Makale 101, s. 6 atfıyla Zsóka, Á.; Vajkai, É. Corporate sustainability reporting: Scrutinising the requirements of comparability, transparency and reflection of sustainability performance. Soc. Econ. 2018, 40, 19–44, PwC. Make It Your Business: Engaging with the Sustainable Development Goals; PwC: London, UK, 2015; Available online: https://www.pwc.com/gx/en/sustainability/SDG/SDG%20Research_FINAL.pdf (accessed on 27 May 2019).
[5] Goswami, Kuntal ve Islam, Mohammed Kazi Saidul, “A Case Study on the Blended Reporting Phenomenon: A Comparative Analysis of Voluntary Reporting Frameworks and Standards-GRI, IR, SASB, and CDP”, The International Journal of Sustainability Policy and Practice, Cilt 19, Sayı 2, 2023, ss. 35-64, s. 36 atfıyla Ernst & Young Global. 2014. Integrated Reporting: Elevating Value. Bahamas: Ernst & Young Global, Meech, Daniel, and Tom Bayliss. 2021. International Developments in Sustainability Reporting. Wellington: Ministry of Business, Innovation and Employment https://www.mbie.govt.nz/dmsdocument/15110-international-developments-insustainability-reporting-pdf.; WBCSD (World Business Council for Sustainable Development). 2014. Integrated Reporting in South Africa: From Concept to Practice. Geneva: WBCSD.
[6] Dindar, Efsun, “Performance Evaluation of Economic, Environmental, and Social Sustainability and GRI-Based SDG Disclosures in Turkey’s Automotive Sector”, Sustainability, Cilt: 17, Sayı:19, 2025, Makale 8905, s. 2 atfıyla 2024 KPMG Global Survey.
[7] MacNeil, Jennifer L., Adams, Michelle ve Walker, Tony R, “Development of Framework for Improved Sustainability in the Canadian Port Sector”, Sustainability, Cilt 13, Sayı 21, 2021, Makale 11980, s. 3 atfıyla Curtó-Pagès, F.; Ortega-Rivera, E.; Castellón-Durán, M.; Jané-Llopis, E. Coming in from the cold: A longitudinal analysis of SDG reporting practices by Spanish listed companies since the approval of the 2030 Agenda. Sustainability 2021, 13, 1178.
[8] Spallini, Sabrina, Milone, Virginia, Nisio, Antonio ve Romanazzi, Patrizia, “The Dimension of Sustainability: A Comparative Analysis of Broadness of Information in Italian Companies”, Sustainability, Cilt 13, Sayı 3, 2021, Makale 1457, s. 4
[9] Erin, Olayinka Adedayo ve Olojede, Paul, “Do financial reporting practices matter in SDG disclosure? An exploratory study”, Meditari Accountancy Research, Cilt 32, Sayı 4, 2024, ss. 1398-1422, s. 1403 atfıyla Lozano, R. (2013), “Are companies planning their organizational changes for corporate sustainability? An analysis of three case studies on resistance to change and their strategies to overcome it”, Corporate Social Responsibility and Environmental Management, Vol. 20 No. 5, pp. 275-295.
[10] Elalfy, Amr, Weber, Olaf ve Goebey, Sean, “The Sustainable Development Goals (SDGs): a rising tide lifts all boats? Global reporting implications in a post SDGs world”, Journal of Applied Accounting Research, Cilt 22, Sayı 3, 2021, ss. 557–575, s. 568.
[11] Szennay vd., s. 7; Goswami ve Islam, s. 37 atfıyla McKean-Wood, Nikki, Juliette Gaussem, and Jonathon Hanks. 2016. Forging a Path to Integrated Reporting. Amsterdam, the Netherlands: GRI. http://integratedreportingsa.org/ircsa/wp-content/uploads/2017/05/GRICLGIntegratedReporting.pdf.
[12] Macneil vd., s. 12.
[13] Gutiérrez-Ponce, Herenia, “Sustainability as a strategy base in Spanish firms: Sustainability reports and performance on the sustainable development goals”, Sustainable Development, Cilt 31, Sayı 4, 2023, ss. 3008-3023, s. 3018.
[14] MacNeil vd., s. 6 ve tablo 3.
[15] a.g.e., s. 11.
[16] Szennay vd., s.10.
[17] a.g.e., s. 14.
[18] Dindar, s. 15.
[19] a.g.e., s. 17 atfıyla Ermgassen, E.K.H.J.; Bager, S.; Ben.tez, M.; Cardenas, L.M.; Garrett, R.; Godar, J.; B.rner, J. Rationalizing indirect land use in zero-deforestation supply chains. Environ. Res. Lett. 2022, 17, 054033.
[20] Cubilla-Montilla, Mitzi, Nieto-Librero, Ana-Belén, Galindo-Villardón, Ma Purificación, Vicente Galindo, Ma Purificación ve Garcia-Sanchez, Isabel-María, “Are cultural values sufficient to improve stakeholder engagement human and labour right issues?”, Corporate Social Responsibility and Environmental Management, Cilt 26, Sayı 4, 2019, ss. 938-955, s. 949.
[21] Ibid.
[22] Dindar, s. 2 atfıyla Yakar, N. Corporate Carbon Accounting and Reporting in Turkey: Analysis of Companies in the BIST Sustainability Index. J. Account. Finance 2015, 77, 59–78.
[23] Krasodomska, Joanna ve Zieniuk, Paweł, “Reporting on Sustainable Development Goals in the European Union: what drives companies’ decisions?”, Competitiveness Review, Cilt 33, Sayı 1, 2023, ss. 120–146, s. 138-140.
[24] Adedayo ve Olojede, s. 1406 atfıyla Aktas, R., Kayalıdere, K. and Kargın, M. (2013), “Corporate non-financial reporting and analysis of sustainability reports in Turkey”, International Journal of Economics and Finance, Vol. 5 No. 3, pp. 113-125.
[25] Szennay vd., s. 8 atfıyla Timothy, F.S.; Hall, T.J. The Triple Bottom Line: What Is It and How Does It Work? Indiana Bus. Rev. 2011, 81.
[26] Dindar, s. 10.
[27] a.g.e., s. 11.
[28] Ibid.
[29] a.g.e., s. 7 atfıyla Sridhar, K.; Jones, G. The three fundamental criticisms of the Triple Bottom Line approach: An empirical study to link sustainability reports in companies based in the Asia-Pacific region and TBL shortcomings. Asian J. Bus. Ethics 2013, 2, 91–111.
[30] a.g.e., s. 7-8 atfıyla Moneva, J.M.; Archel, P.; Correa, C. GRI and the camouflaging of corporate unsustainability. Account. Forum 2006, 30, 121–137.
[31] a.g.e. vd., s. 8 atfıyla Mancini, L.; Sala, S. Social impact assessment in the mining sector: Review and comparison of indicators frameworks. Resour. Policy 2018, 57, 98–111; Hák, T.; Janoušková, S.; Moldan, B. Sustainable Development Goals: A need for relevant indicators. Ecol. Indic. 2016, 60, 565–573.
[32] Cubilla-Montilla vd., s. 949 atfıyla Hoque, N., Rahman, A. R. A., Molla, R. I., Noman, A. H. M., & Bhuiyan, M. Z.H. (2018). Is corporate social responsibility pursuing pristine business goals for sustainable development? Corporate Social Responsibility and Environmental Management. https://doi.org/10.1002/csr.1527, 25, 1130–1142.
[33] a.g.e., s. 949 atfıyla Mio, C. (2010). Corporate social reporting in Italian multi‐utility companies: An empirical analysis. Corporate Social Responsibility and Environmental Management, 17(5), 247–271. https://doi.org/10.1002/csr.213.
[34] Dindar, s. 21.
[35] Cubilla-Montilla vd., s. 949.
[36] a.g.e. s. 949 atfıyla Boiral, O. (2013). Sustainability reports as simulacra? A counter‐account of A and A+ GRI reports. Accounting, Auditing & Accountability Journal, 26(7), 1036–1071. https://doi.org/10.1108/AAAJ‐04‐2012‐00998; Hedberg, C.‐J., & Von Malmborg, F. (2003). The global reporting initiative and corporate sustainability reporting in Swedish companies. Corporate Social Responsibility and Environmental Management, 10(3), 153–164. https://doi.org/10.1002/csr.38.
[37] Ibid.
[38] Ibid.
[39] a.g.e. s. 11 atfıyla Kochkina, N. Sustainability Reporting and Eco-Efficiency Discourse: Content Analysis of Corporate Narratives. Sustainability 2024, 16, 10229; Kassier, P. Sustainability Reporting-A Systematic Review of Various Dimensions, Theoretical and Methodological Underpinnings;.Corp. Soc. Responsib. 2024, 9, 99.
[40] Ibid.
[41] Campillo-Alhama ve Diego Igual-Antón, s. 9-10.
[42] Szennay vd., s. 8 atfıyla Hervieux, C.; McKee, M.; Driscoll, C. Room for improvement: Using GRI principles to explore potential for advancing PRME SIP reporting. Int. J. Manag. Educ. 2017, 15, 219–237.
[43] Cubilla-Montilla vd., s. 949.
[44] Coca-Cola İçecek 2024 Integrated Annual Report (“Coca-Cola”), https://ccicomtrcdn.cci.com.tr/global/documents/sustainability-report/cci-2024-integrated-annual-report.pdf adresinden erişilmiştir, e.t.: 19.01.2026, s. 36 ve 57.
[45] War on Want Coca-Cola The Alternative Report, https://waronwant.org/sites/default/files/Coca-Cola%20-%20The%20Alternative%20Report.pdf adresinden erişilmiştir, e.t.: 19.01.2026, s. 5 ve 6; Devlet teşvikiyle su gaspı: Coca-Cola, İzmir’in suyunu hortumluyor, https://yesilgazete.org/devlet-tesvikiyle-su-gaspi-coca-cola-izmirin-suyunu-hortumluyor-akgun-ilhan/#google_vignette adresinden erişilmiştir, e.t.:19.01.2026; Dördüncü ÇED onayı: Isparta’nın suyunu Coca-Cola içti, https://www.birgun.net/haber/dorduncu-ced-onayi-isparta-nin-suyunu-coca-cola-icti-680808 adresinden erişilmiştir, e.t.: 19.01.2026.
[46] Coca-Cola s. 125.
[47] TAB Gıda 2024 Sürdürülebilirlik Raporu (“TAB Gıda”), https://www.tabgida.com.tr/cmsfiles/surdurulebilirlik/reports/TAB-Gida-2024-surdurulebilirlik-raporu.pdf adresinden erişilmiştir, e.t.: 19.01.2026, s. 28 ve 78.
[48] TAB Gıda s. 92.
[49] ESK’nin 8 bin 912 baş ithal kasaplık hayvan limana yanaştı! Köfteci Yusuf yine listenin en başında yer aldı!, https://www.tarimdanhaber.com/esknin-8-bin-912-bas-ithal-kasaplik-hayvan-limana-yanasti-kofteci-yusuf-yine-listenin-en-basinda-yer-aldi adresinden erişilmiştir, e.t.: 19.01.2026; CHP’li Öztürkmen: “İthal etler üzerinden yapılan bu büyük vurgunun baş sorumluları ESK Genel Müdürü Mücahit ve Tarım Bakanlı Yumaklı’dır, https://ankahaber.net/haber/detay/chpli_ozturkmen_ithal_etler_uzerinden_yapilan_bu_buyuk_vurgunun_bas_sorumlulari_esk_genel_muduru_mucahit_ve_tarim_bakani_yumaklidir_274166 adresinden erişilmiştir, e.t.:19.01.2026.
[50] Eti Bakır Sürdürülebilirlik Raporu 2024, https://6cd97e95-68a7-45cd-aad1-1590857a91b9.filesusr.com/ugd/3d2ac8_a00382505e884ad78a11fc2b123cca94.pdf adresinden erişilmiştir, e.t.: 19.01.2026, s. 53 ve 62.